2021 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, “Tüzük Mahkemesi kararı kanun gereğince bağlayıcıdır. İlgili mahkemeler buna uyarlamak zorundadır.” dedi.

Şentop, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Meclis Başkanlığının 2021 yılı bütçesine ilişkin milletvekillerinin sorularını ve eleştirilerini yanıtladı.

Soru önergeleri ile araştırma önergelerinin içeriği ve iade edilmesine ilişkin soruları yanıtlayan Şentop, TBMM Başkanlığına verilen soru önergeleri, araştırma önergeleri ve kanun tekliflerine dair Tüzük ve İçtüzük’te düzenlemeler olduğunu anımsattı.

Anayasa ve İçtüzük’teki soru önergelerine ilişkin maddeleri okuyan Şentop, “Soruların kısa, gerekçesiz, kişisel görünüm içermeyen, kişilik ve özel yaşama ilişkin konular içermeyen mahiyette olması gerektiğini İçtüzük yazıyor. Peki bunu İçtüzük duvara asalım diye mi yazmış? Bu soruların yerinde olup olmadığına kim bakacak? Meclis Başkanlığı.” diye konuştu.

Şentop, soru önergelerinin iade oranlarının 23. Dönem’de yüzde 7,86; 24. Dönem’de yüzde 6,93; 25. Dönem’de yüzde 12,28; 26. Dönem’de yüzde 8,6; 27. Dönem’de ise yüzde 1,36 olduğunu söyledi.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek döneminde bir takım milletvekillerinin belirlenmiş hükümlerinin Genel Kurul’da okutulmasının dönem sonuna bırakıldığını açıklama etmesine değinen Şentop, Cemil Çiçek döneminde üç tane emin hükmün bulunduğunu ve bunların da Kemal Aktaş, Engin Bölge ve Sebahat Tuncel’e ilişkin olduğunu belirtti.

Engin Bölge ve Sebahat Tuncel’e ilişkin dosyaların 22 Mayıs 2015 tarihinde Meclis Başkanlığına geldiğini anımsatan Şentop, “Biliyorsunuz 7 Haziran 2015’te tercih vardı. Meclis, 7 Nisan 2015 tarihi itibarıyla tatile girmişti. Meclis tatildeyken Engin Bölge ve Sabahat Tuncel dosyaları geldiği için onlar okutulamamış. Kemal Aktaş dosyası 30 Mayıs 2012 tarihinde Meclis Başkanlığına gelmiş.” bilgisini paylaştı.

Kemal Aktaş’ın dosyası Meclis Başkanlığına geldiği sırada Hak Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Nedeniyle Bir Takım Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayınlama Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’da değiştirme yapıldığını anlatan Şentop, şöyle devam etti:

“Bakılmış ki o kanun değişikliğinin Kemal Aktaş’a etkisi var, beklenmiş. Ne dek beklenmiş? Fazla değil. 30 Mayıs’ta gelmiş, haziran ayı beklenmiş. 5 Temmuz’da kanun çıktığı için iade edilmiş. Bunun aynısını ben iki arkadaşınız için yaptım. İkisi de burada. Birisi Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu, istinafta kesinleşen dosyası vardı. Ben 24 Şubat’ta seçildim, Ocak 2019’da dosyası Meclis’e gelmişti. Birisi de Meral Danış Beştaş’la ilgili. Meral hanımın da Haziran 2019’da istinafta kesinleşmiş dosyası geldi.”

Mustafa Şentop, birinci hak paketiyle birlikte istinafta kesinleşen bazı dosyalar için temyiz hakkı tanındığını, Gergerlioğlu ve Beştaş temyize gittiği için istinaftaki kesinleşmenin ortadan kalktığını ve bu dosyaları iade ettiklerini aktardı.

“Dönem sonuna vazgeçme diye bir şey iyice uydurmadır”

Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yani Kemal Aktaş’ın benzerini ben iki arkadaşımız için iki defa yapmışım. Yani dönem sonuna vazgeçme meselesi değil. Bir Takım hukukçu arkadaşlar da Anayasa’daki 83. maddenin üçüncü fıkrasını yanlış okuyorlar. Orada dönem sonu demiyor, ‘Cezasını çekmesi üyeliğin sona ermesine bırakılır’ diyor. Dönem sonu başka bir şey üyeliğin sona ermesi başka bir şey. Üyelik sadece dönemin bitmesiyle sona ermiyor. Belli hükmün okunmasıyla, istifayla, milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir meslek yapması halinde de sona erebiliyor. Dolayısıyla Tüzük bilinçli olarak ‘üyeliğin sona ermesi’ demiş. Çünkü sona erme sebepleri var. Bu bakımdan dönem sonuna vazgeçme diye bir şey adamakıllı uydurmadır. Ne Anayasa’da ne başka bir yerde var.

Sizin bahsettiğiniz şey Cemil beyin bir kanun teklifi bile yok, hazırlattığı bir çalışmayı gruplara gönderiyor. ‘Böyle bir kanun teklifi yapılabilir’ diyor. O da şu; ‘Ben dönem sonuna bırakayım’ demiyor. Ne diyor? ‘Belirlenmiş hükümler dönem ardına kadar Meclis’e gelmesin’ diyor. Öneri verilmemiş. Kimse önerge vermemiş. Cemil bey de vermemiş. Başvuru değil.”

HDP Diyarbakır Milletvekili Paylan’ın, “Bütün gruplara yazmış.” demesi üstüne Şentop, “Yazmış da öneri değil ortada. Verilmemiş bir teklif. Sen, ‘Cemil bey okutmadı’ diyorsun. Meclis’e verilmiş bir önerge yok. Dönem sonuna sadece Cemil bey zamanında değil, hiçbir dönemde, dönem sonuna bırakılmış bir dosya yoktur.” dedi.

Meclis Başkanlığına gelip de muhakkak hükmü en fazla bekletenin Meclis Başkanı olarak kendisi olduğunu ifade eden Şentop, 27. Dönem’de 8 kişinin milletvekilliğinin düştüğünü, Figen Yüksekdağ’ın bir ay 13 gün, Nursel Aydoğan’ın 5 gün, Besime Konca’nın 2 ay, Ferhat Encü’nün 19 gün, Ahmet Şimşek ve İbrahim Ayhan’ın 28 gün, Osman Baydemir’in 17 gün, Selma Irmak’ın 2 gün bekletildiğini kaydetti.

Şentop, “Burada, Sayın Berberoğlu, Sayın Güven ve Farisoğulları’yla ilgili olarak beni bir noktadan eleştirebilirsiniz, ‘Niye çok beklediniz’ diye, ‘Niye okuttunuz’ diye değil. Çünkü bakın bir defa Anayasa 83’e ikinci madde ‘muhakkak hükmün Genel Kurul’a bildirilmesiyle sona erer’ diyor. Dolayısıyla bekleme imkanı yok. Ne olmuş? Misal verilebilecek bir tek şey Kemal Aktaş’la ilgili Cemil beyin yaptığı işlemdir. Bir ay beklemiş. Ben ne kadar beklemişim? Sayın Berberoğlu’nunkini 17 ay beklemişim, diğer iki arkadaşımızınki Ocak 2020’de gelmiş, o tarihten beri.” dedi.

“Kişisel uygulama belli hükmü ortadan kaldırmaz”

Bireysel başvurunun belirli hükmü ortadan kaldırmayacağına dikkat çekici eden Şentop, “Anayasa, ‘muhakkak hüküm Genel Kurula bildirilince üyeliği sona erer diyor. Kişisel başvuru daha sonra çıktı fakat kişisel tatbik belirlenmiş hükmü ortadan kaldırmıyor. Belli hüküm, bir yargı kolu içerisinde, dereceler içerisinde bambaşka mahkemelerin nihayetlendirdiği ve bundan böyle o adalet kolu içerisinde kullanım merciinin kalmadığı bir hükümdür. İlk derece, bölge adliye, istinaf ve nihayet Yargıtay kararıdır. Belirli hüküm burada biter. Kişisel başvurunun etkisi dikey değildir. Yani Yargıtayın etkisi dikeydir. Dosyayı bozdu mu belirlenmiş hüküm olmaz, zaten altında mahkemelerin bu dosyaya yeniden bakması icap eder.” diye konuştu.

“Hiçbir şey yapmamışsınız, derhal benden bekliyorsunuz her şeyi”

Bireysel başvurunun yatay bir etkisinin bulunduğunu dile getiren Şentop, şunları ifade etti:

“Bireysel başvuruyla ilgili Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 50. maddesinin ikinci fıkrasında eğer yargının bir işlemiyle, kararıyla ilgili bir işlem söz konusuysa, ne yapılacağını söyler. Baştan suçlama kararını verir, kendisinin belirlediği ilgili mahkemeye gönderir. Tüzük Mahkemesi bunu yaptı. Tüzük Mahkemesinin kararını niçin hiçbir arkadaşımız tartışmıyor? Niye 22 ay sonradan karar çıktı? Vereceği karar emin. Ne süre verecek kararı? Kasım 2018’den öncesini de hesaba katarsanız aşağı yukarı 25-26 ay olmuş. Dönem sona eriyor. Kişisel başvurunun beklenmesine dair bir hüküm değil Tüzük’da.

Tüzük değişikliği teklifi neden vermiyorsunuz? Anayasa Mahkemesinin suçlama usulleriyle ilgili kanuna bir tümce ile eklenerek, ‘Milletvekilliğinin düşmesi sonucunu doğuracak olan hususlardaki kişisel başvuru kararları 2-3 ay içerisinde sonuçlandırılır’ biçiminde niye kanun değişikliği teklifi vermediniz? Meclis Başkanının ardına yıkın siz, daha sonra da bağırın arkadan. ‘Meclis Başkanı sahip çıksın arkadaşımıza.’ Siz ne yaptınız arkadaşınız için? Hiçbir şey yapmamışsınız, hemen benden bekliyorsunuz her şeyi.”

Muhakkak hükmün Genel Kurul’da okunmasıyla ilgili hiçbir Meclis Başkanının kendisi dek beklemediğini anlatan Şentop, “İnfazla ilgili düzenlemeden Sayın Berberoğlu yararlanır mı yararlanmaz mı diye düşünüldü. Kanun çıktıktan sonradan da artık önümüzde onun davasını, belirlenmiş hükmü etkileyecek bir şart kalmadı. Anayasa Mahkemesinin ne zaman karar vereceği muhakkak değil. Zaten (kişisel kullanım üzerinden) 18 ay geçmiş. Ne dek sürecek? Tüzük Mahkemesi kararı kanun uyarınca bağlayıcıdır. İlgili mahkemeler buna alıntı yapmak zorundadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Şentop, Meclis personelinin özlük hakları konusunda ise 2012’de meydana çıkan İdari Teşkilat Kanunu’ndan sonra genel personel rejimine alt hale geldiğini söyledi.

Ya tüm kamudaki herkesi kapsayacak bir düzenleme yapılacağını ya da yine eski sistemde olduğu gibi Meclisin kendine bilerek düzenlemesi olacağını dile getiren Şentop, “Parlamentolarda çalışanların öteki millet kurumlarında çalışanlardan bambaşka olarak bir personel statüsü var. Buna eğilimim var. Fakat bu benim tek başıma yapabileceğim bir şey yok.” ifadesini kullandı.

Hükümet sistemi değişikliğinin ardından buna uygun bir İçtüzük değişikliğinin yapılmadığına dikkati çeken Şentop, “Kanun teklifleri milletvekilleri tarafından veriliyor. Teklifin oluşumu aşamasının burada olması lüzumlu. Bir konuyla ilgili sorun varsa komisyonlar bunu dinlemelidir. Bir yasama çalışması gerekiyorsa o dinlemeler üzerinden bunu çıkartabilmeli ve komisyonlar bir hazırlık yapabilmelidir. Yeni bir İçtüzük hazırlanması gerekli. Benim bu konuda yaptığım çalışmalar var. Yakın zamanda parti gruplarımızla da görüşüp bir alıştırma yapacağız.” biçiminde konuştu.

Bu konularda yüzde 100 ittifak olmadığına muhabere eden Şentop, “Bir önerim var, anlaştığımız noktaları anlaşalım, anlaşamadığımız noktalarda mevcut İçtüzük hükümlerini muhafaza edelim. Bir İçtüzük olsun. Mutabakatla bu işi yapmakta menfaat var diye düşünüyorum.” dedi.

Konuşmaların ardındaki yapılan oylamada TBMM, Sayıştay ve Ulus Denetçiliği Kurumunun 2021 yılı bütçeleri kabul edildi.

(Bitti)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Alper Atalay

About admin

Check Also

Son dakika haberleri | Akşener İYİ Parti Muş İl Başkanı Aşık için başsağlığı diledi

Son dakika haberleri | Akşener İYİ Parti Muş İl Başkanı Aşık için başsağlığı diledi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yeni müşteri koronavirüs (Kovid-19) sebebiyle yaşamını yitiren İYİ Parti …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *