– Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Jakoben zihniyetten Türk müziği de nasibini aldı’

– Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Jakoben zihniyetten Türk müziği de nasibini aldı”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:

“Bugün CSO’yu şanına yaraşır bir binaya kavuşturma yanına, şehrimizin sembollerinden olacak modern bir mimari eseri de ülkemize kazandırmış oluyoruz”

“Türkiye’nin üstüne karabasan gibi çöken jakoben zihniyetten maalesef Türk müziği de payını almıştır. Milletin değerlerini, milletin tutku ve kültürünü gerilik emaresi olarak görebilen bu anlayış, sanat hayatımızın çölleşmesine sebep olmuştur”

“Öyle ki, bu ülkede ‘müzik inkılabı’ adı altında Türk millet ve sanat müziğinin ‘alaturka müzik’ denilerek yasaklandığı acayip dönemler yaşanmıştır. Devrin gazetelerini açıp baktığınızda ‘alaturka musiki ilga edildi’ gibi çoğu manşetle karşılaşmanız mümkündür”

“Halkı baskı ile zorbalıkla dönüştürebileceklerini zannedenler, halkın müzik zevkini de yasaklarla değiştirebileceklerine inanmışlardır. Ne vakit ülkemiz bu kültür faşistlerinin tasallutundan kurtulmuş, işte o zaman Türk kültür ve sanat hayatı canlanmaya başlamıştır”

ANKARA – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin üzerine karabasan gibi çöken jakoben zihniyetten maalesef Türk müziği de payını almıştır. Ne zaman ülkemiz bu kültür faşistlerinin tasallutundan kurtulmuş, işte o süre Türk kültür ve sanat hayatı canlanmaya başlamıştır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın yeni konser salonunun açılışına katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehrin sembollerinden olacak modern bir mimari eserin ülkeye kazandırıldığını belirtti.

“Bu projeyi şahsen peşine düşüp takip ederek hamdolsun tamamladık”

COVİD-19 salgını nedeniyle açılış programının kısıtlı bir katılımla gerçekleştirildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgının bütün dünyada vahim boyutlara ulaştığı bu huzursuz dönemi her zaman birlikte tedbirlere uyarak en kısa zamanda atlatmayı umut ediyoruz. Bizler de gerek siyasi çalışmalarımızı, gerek görüşme ve kabullerimizi, gerekse bu cins programlarımızı salgın gerçeğine göre düzenliyoruz. Konser salonumuzun açılışını Başkentimizin, ülkemizin kültür ve sanat hayatı için son derece kayda değer bir eser olduğu için ertelemek yerine hemencecik gerçekleştirmeyi istedik. CSO’ya bedel bir konser alanı ihtiyacı senelerdir gündemde olan bir konuydu. Hemen yanımızdaki yapı maalesef talebi karşılamaya yetmiyordu. Göreve geldiğimizde yeni yapı ile ilgili baştan savma ta olsa bir takım fizibilite çalışmaları yapılmıştı. Bu çalışmaları tekrar ele alarak eksiklerini giderdik, yüklenici firmadan kaynaklanan sorunları da aşarak projeye hız verdik. Uzun bir dönem sürüncemede kalan bu projeyi kişisel olarak takip ederek hamdolsun tamamladık. Bugün CSO’yu şanına yaraşır bir binaya kavuşturma yanında, şehrimizin sembollerinden olacak modern bir mimari eseri de ülkemize kazandırmış oluyoruz” diye konuştu.

Dünyadaki emsalleri ile yarışacak şekilde yapı edilen CSO konser yerleşkesinin takriben 15,4 hektarlık alan üzerinde 5 bloktan oluştuğunu söyleyen Erdoğan, inşaat büyüklüğü 62 bin 547 metrekareyi bulan projede 2023 kişilik konser salonu, 500 şahsiyet Mavi salon, 650 kişilik tarihi salon, sergi alanı, hediyelik eşya mağazası ve 10 bin kişilik açık hava konser alanı mevcut olduğunu söyledi. Projenin restoranı, kafeteryası, ve 800 araçlık otoparkı ile her ihtiyaca yanıt verecek şekilde tasarlandığını kaydeden Erdoğan, “Burası sadece mimari açıdan değil, teknik özellikleri itibariyle de özel bir mekandır. Binada bulunan büyük ve küçük konser salonları dünyaca ünlü yankı uzmanlarınca doğal akustik prensibine uygun bir şekilde inşa edilmiştir. Tüm bu imkanlardan devlet opera, bale, müzik grupları yanına özel sanat toplulukları ve kurumları da istifade edecektir. Salgın şartlarının hafiflemesiyle burası inşallah Başkentimizin ortasında sanatseverler için bir sanat ve müzik vahasına dönüşecektir. Her dilden ve her telden dünyanın sesi burada toplanacak, içimizdeki tüm güzellikler notalara burada yansıyacaktır. Bir kemanın içli sesinden yayılan ayrılık, bir bağlamanın en kibar perdesinde yankılanan hasret burada gönlümüze düşecektir. İnşallah burası önümüzdeki dönemde ülkemizin kültür sanat zenginliğinin nişanelerinden birisi olarak milletimize hizmet verecektir” şeklinde konuştu.

“Jakoben zihniyetten maalesef Türk müziği de payını almıştır”

“Merhum Yahya Kemal’e kadar bizim devlet kurma ve askerlik dıştan dünya ortalamasının fevkinde olan üç büyük sanatımız vardır. Yahya Kemal bunları mimari, musiki ve şiir olarak sıralıyor” ifadelerini kullanan Erdoğan, tarihe bakıldığında mimari ve şiir ile beraber musikinin de Türk kültüründe çok önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Erdoğan, “Türk müziği; Orta Asya, eski Anadolu, Akdeniz, Ege, İslam, Osmanlı ve son olarak batı edinmek üzere 5 damardan beslenerek bugüne ulaşmıştır. Türk Sanat Müziği’ne hayat veren perde ve makamlar kökü bin yıllara dışarı giden bu uzun serencamın yoldaki işaretleri mahiyetindedir” diye konuştuktan daha sonra Yahya Kemal “Itri” şiirini okudu.

Erdoğan, “Türk müziği keza bu kadim birikimin keza asırlık yolculuğumuzun keza de bin takvim hikayemizin özü ve özetidir. Her bir türkü ve şarkımız Horasan erenlerinin hikmetini, Maveraünnehir’in bereketini, Anadolu’nun irfanını bugüne taşıyan bir hazinedir. Türkü ve şarkılarımız bizim bu topraklardaki varlığımızın seste, güya, güftede ve şiirde beden bulan abideleridir. Yürek tellerimizi titreten her bir eserde insanımızın çığlığı, sevdası, hayalleri, sevip de kavuşamayanların hasreti vardır. Sanat müziğinden ırk müziğine kadar bütün müzik dallarını kültür dünyamızı zenginleştiren birer akarsu olarak görmemiz gerekiyor. Türk müzik tarihinde Itri’nin yeri neyse Karacaoğlu’nun yeri de orasıdır. Büyükbaba Efendi ne dek hürmete layıksa Aşık Veysel de benzer derece hürmete layıktır. Hafız Saadettin Kaynak’a ne değin minnettarsak bozkırın tezenesi Neşet Ertaş ustaya da aynı şekilde minnettarız. Müzik türlerimiz arasında olduğu gibi müzisyenlerimiz, bestekarlarımız, sanatçılarımız aralarında da ayrım asla yapamayız. Fakat ülkemizde öteki öyle fazla hususta olduğu gibi müzik konusunda da bir dönem fazla önemli hatalar yapılmıştır. Türkiye’nin üstüne karabasan gibi çöken jakoben zihniyetten maalesef Türk müziği de payını almıştır. Milletin değerlerini, milletin şımartma ve kültürünü gerilik emaresi olarak gören bu kavrayış, sanat hayatımızın çölleşmesine sebep olmuştur. O Kadar oysa, bu ülkede ‘müzik inkılabı’ adı altında Türk ahali ve sanat müziğinin ‘alaturka müzik’ denilerek yasaklandığı alışılmadık dönemler yaşanmıştır. Devrin gazetelerini açıp baktığınızda ‘alaturka musiki ilga edildi’ gibi birçok manşetle karşılaşmanız mümkündür. Halkı zorlama ile zorbalıkla dönüştürebileceklerini zannedenler, halkın müzik zevkini de yasaklarla değiştirebileceklerine inanmışlardır. Ne vakit ülkemiz bu kültür faşistlerinin tasallutundan kurtulmuş, işte o süre Türk kültür ve sanat hayatı canlanmaya başlamıştır. Son 18 yılda kültür sanat dünyamızın zenginleşmesinin, daha renkli, daha özgün ve bağımsızlık bir karaktere bürünmesinin arkasından yatan sebep budur. Türkiye bizim dönemimizde sadece siyasette, ekonomide, savunmada yok, kültür, sanat, müzik, edebiyatta da prangalarından kurtulmuştur. Biz insanlarımız aralarında ayrımcılık yapmadığımız gibi müzik türlerimiz ve müzisyenlerimiz arasında da hiçbir ayrıma gitmedik. Şairleri, yazarları, sanatçıları aralarında fark yapan, insanlarını dinledikleri müziklere, giydikleri kıyafetlere kadar ayıran eski Türkiye manzarasına son verdik. Bu topraklara ait ne varsa hiçbir komplekse kapılmadan ülkemizin bir kazanımı olarak hepsini kucaklamaya çalıştık. Ülkemizin kültür ve sanat hayatına değerinde katacak, bu alanda çeşitliliği artıracak her türlü eseri sahiplenmenin çabası içinde olduk. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi için ülkemizin en modern opera binası olan Beştepe Kültür ve Kongre Merkezini hayata geçirdik. İstanbul’da artık her tarafı lime lime dökülen Atatürk Kültür merkezini yıkıp, yerine İstanbul’umuza layık bir opera binası inşa ediyoruz. İnşaatını ilk kez Bakanım almak üzere yakından takip ettiğimiz bu eseri de inşallah en kısa zamanda İstanbul’un ve ülkemizin hizmetine sunacağız. Göreve geldiğimizde ülkemizdeki kültür merkezi sayısı 42’iken, biz buna 74 adet daha ilave ederek 116’ya çıkarttık, devlet tiyatrolarındaki sahne sayısını 23’ten 54 ek ile 77’ye yükselttik. Desteklenen özel tiyatro sayısını 59’dan 328’e, verilen takviye miktarını 850 bin liradan 12 milyon liraya çıkarttık. Son 18 yılda 91 adet yurt içi, 78 adet yurt dışı kültür varlığı sergisi gerçekleştirdik. Bilhassa salgın döneminde sinemadan müziğe, tiyatrodan yayıncılarımıza hemen her sektöre önemli destekler verdik. Birileri istismar arkasında koşarken biz KDV indirimi, yardım paketi, kira stopajının yarıya düşürülmesi gibi somut adımlarla sanatçılarımıza sahip çıktık. Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen Yeditepe Konserleri, korona virüs sebebiyle şiddet günler geçiren sektöre can suyu olmuştur. İnşallah bundan sonradan da sanatı ve sanatçılarımızı desteklemeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ankara bir dünya markasına kavuştu

Dünyanın en köklü orkestralarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın merakla beklenen yeni konser salonu yapılan ihtişamlı gala açılışı ve 4 Aralık konser programıyla kültür sanat hayatına damgasını vurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığının yoğun gayretleriyle yapılan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası yeni konser salonu, yerleşke içerisinde bulunan Mavi salon ve tarihi CSO binasıyla beraber bütün sene baştan başa klasik müzikten geleneksel müziğe, dünya müziğinden popüler müziğe çok zengin bir içerikle sanatseverlere kapılarını açtı.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, gala konserinde ve 4 Aralık programında Şef Cemi’i Can Deliorman yönetiminde dünyanın en ünlü sopranolarından Angela Gheorghiu ve dünyanın en iyi piyano ikililerinden olan Güher ve Süher Pekinel kardeşleri ağırlıyor.

Senelerdir özlemle beklenen ve son teknolojinin kullanıldığı CSO Konser Salonu’nda düzenlenen konserde Donizetti Paşa’nın “Mecidiye Marşı”, Guatelli Paşa’nın “Aziziye Marşı”, Wolfgang Amadeus Mozart’ın “İki Piyano ve Orkestra İçin Konçertosu”, Ferit Tüzün’ün “Türk Kapriçyosu”, Ahmed Adnan Saygun’un “Özsoy Operası Uvertürü”, Francesco Cilea’nın “Del Sultano Amurate”, Georges Bizet’nin “Habanera”, Ulvi Cemal Erkin’in “Köçekçesi” seslendirildi.

1826’dan bu yana geleceği kuran, geleneği yaşatan orkestra

Dünyanın en seçkin orkestraları arasında haklı bir üne sahip olan, Türkiye’nin amiral gemisi orkestrası Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, 1826 yılında Osmanlı Padişahı II. Mahmut devrinde İstanbul’da batılı bir bando meydana getirmek düşüncesiyle Müzika-i Hümayun adı ile kuruldu. Müzika’i Humayun 1924 yılında Gazi Mustafa Kemal’in ricası ile Ankara’ya taşınır ve 1932 yılında Riyaset-i Cumhur Filarmoni Orkestrası adını alarak Türkiye Cumhuriyeti Ulusal Eğitim Bakanlığına bağlı olarak hizmetlerine devam eder. 1957 yılında Riyaset-i Cumhur Senfoni Orkestrası adını alan orkestra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası adıyla Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlıdır.

Yaşamış bir kültür sanat alanı: CSO Ada

Ankara’nın tam kalbinde, Ankara Kalesi ve Anıtkabir arasında yer alan yerleşke, 2023 koltuk kapasiteli “CSO Konser Salonu”, 500 koltuk kapasiteli “Mavi Salon” ve 600 şahsiyet “Tarihi CSO Salonu”, restoranları, müzesi ve açık hava alanları ve Cermodern’in de içinde yer aldığı bir kültür sanat adası olarak “CSO Ada” sanatseverlerin buluşma yeri haline gelecek.

Dünyadaki birçok örneği gibi bölge yönetimi uygulamasıyla sanatsal ve kültürel yaklaşımlara konut sahipliği yapacak bedensel bir bölge sunan CSO Ada, Başkentin kültürel envanterine çok kayda değer bir katkı yapacak olup profesyonel idari kadrosu ve sanat idare birimiyle yılın tamamına yayılan geniş bir program içeriği sunacak.

Anıtsal ve vakitsiz bir mimari teşebbüs

2017 yılında tamamlanan Hamburg Elbphilharmonie konser salonundan sonra dünyada açılan ilk konser salonu olan CSO konser salonu, mimari, sanatsal ve sosyal yaklaşımıyla dünya müzik ailesine büyük bir kazanım sunacak.

Inşa, kayıtlı bir vakit geçerli olabilecek bir tasarım dili yerine şehir halkı ölçeğinde zamanla yıpranmayacak sembolik bir mimari ortaya koyuyor. Bir su kütlesinin ortasında bulunan, aralarında belirgin bir sırça üçgen bulunan iki opak sırça buruşuk küreden oluşan mimari form, anıtsal ve zamansız bir tasarıma sahip.

Orkestrada yenilikler

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, gala konserleriyle yenilenen ve gençleşen kadrosunu sanatseverlerle buluşturmaya başladı. Geçtiğimiz aylarda orkestranın tecrübeli kadrosuna katılan, ulusal ve uluslararası orkestralarda başarı yakalamış genç yeteneklerle çıtayı daha da yukarı içeren CSO, adını dünyanın saygıdeğer orkestralarıyla beraber taşıyacak enerji ve dinamizmi müzikseverlerle paylaşacak.

CSO yeni evinde yeni kimliğiyle

Hareket, harmoni, maharet ve disiplin kavramlarıyla ilişkilendirilerek ortaya meydana çıkan yeni logo tasarımı, orkestranın tarihsel misyonuyla gelecek vizyonunu bağdaştırmak nedeniyle dinç bir renk paleti ve yazı tipiyle zenginleştirildi. Dünya müziğine Anadolu’dan miras bırakılmış yegane enstrüman olan timpaninin gövdesini saran bakır/bronz sarısı ve keskin tezgâhtar renklerle tasarlanan logo, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Ankara’ya taşındığı yıllarda oluşturulmuş olan futura yazı karakteriyle bütünleştirilerek çağdaşlık çizgisine atıfta bulunuyor.

Geleceğin müzisyenleri için CSO Çocuk

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın geleneksel eğitim programları genişleyerek CSO Çocuk programı adı altında genç nesillere çok sesli müziği tanıtmaya devam edecek. Uygulanacak yeni eğitim programında çocuklar bu kere Dore ve Mimi’yle tanışarak müziğin yolculuğuna eşlik edecekler. Maddesel ve etkileşimli eğitim paketleriyle desteklenen program bütün sene boyunca CSO konser salonlarında gerçekleşecek.

CSO Yüksekokul’yle beceriklilik dönemi

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, tarihten aldığı sorumlulukla birleştirdiği öncü rolünü uygunluk vasfıyla donatıyor. CSO Akademi, geleceğin müzisyenlerine istihdam olanağı oluşturmak ve eğitimlerinde kaliteli bir akıcılık temin etmek amacıyla 2021 Ocak ayında kuruluyor. Müzikte eğitimin ve gelişimin sürdürülebilirliği prensibi ile müzisyenlerin orkestracılık tecrübesi kazanması ve yoğun oda müziği programlarıyla bu tecrübenin zenginleştirilmesi hedefleniyor.

Orkestracılığın ve müzikal yeteneğin salt çalgı hakimiyetinden ziyade; dönem stilleri, dinleme kültürü, prova disiplini, mental hazırlık gibi önemli başlıklar aşağıda toplandığı günümüzde, CSO Yüksekokul, geleceklerini en çok iyi şekilde inşa etmeleri için müzisyenlere kayda değer bir fırsat sunuyor.

Dünya standartlarında yüksek bir kültür kompleksi olarak tasarlanan yeni CSO konser salonları, Yüksekokul üyeleri için düzenlenen çeşitli etkinliklere, seminerlere ve eğitim programlarına konut sahipliği yapacak.

- Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Jakoben zihniyetten Türk müziği de nasibini aldı'- Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Jakoben zihniyetten Türk müziği de nasibini aldı'- Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Jakoben zihniyetten Türk müziği de nasibini aldı'- Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Jakoben zihniyetten Türk müziği de nasibini aldı'

Kaynak: İhlas Haber Ajansı / DERYA YETİM

About admin

Check Also

Son dakika haberi... İtalya'da Başbakan Conte, hükümetini güçlendirerek yola devam etmek istiyor

Son dakika haberi… İtalya’da Başbakan Conte, hükümetini güçlendirerek yola devam etmek istiyor

İtalya’da dün parlamentonun üst kanadı Senatodan kıl payı da olsa güvenoyu alarak hükümetini koruyan Başbakan …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *