Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın’ın bu anlattıklarını daha önce hiç duymadınız: Babamın ardiyesinde çok çalıştım

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Armağan Çağlayan’ın Youtube kanalına davetli oldu. ‘Gör Beni’ programında özel hayatına dair sorulara yanıt veren Kalın, ailesiyle ilgili ilgi çeken anekdotlar da anlattı.

“Buraya bütün unvanlarımı bir kenara bırakarak geldim” diyen İbrahim Kalın, siyasetle ilişkisine dair soruya akademik hayatın içinden geldiğini söyleyerek cevap verdi.

İbrahim Kalın, 2004 yılında Türkiye’ye döndüğünde o dönem Başbakanlık görevini yürüten Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile çalışmaya başladığını, 11 yıldır da doğrusu devlet devir icra ettiğini anlattı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'ın bu anlattıklarını daha önce duymadınız: Babamın ardiyesinde çok çalıştımHediye Çağlayan

“2004 YILINDA SETA VAKFI’NI KURDUM”

“Siz Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü olmadan önce de siyasetin içinde miydiniz yahut önceden de içindeydiniz de biz mi sizi geç aşina” sorusuna İbrahim Kalın’ın yanıtı şu şekilde:

Gerçekte ben akademik hayatın içinden geliyorum. Üniversite yıllarından beri benim hedefim öğretmen almak, ilmi çalışmalar yapmaktı. Hamdolsun onu bir noktaya getirdim. O incelemeler devam ederken, 2004 yılının sonuydu, bir akademik izin için Türkiye’ye gelmiştim. Cumhurbaşkanımız o vakit başbakandı ve benden bir hafıza kuruluşu kurmamı istedi.

Ben de arkadaşlarla birlikte SETA Vakfı’nı kurdum o zaman ve takriben 5 sene da onun genel koordinatörlüğünü yaptım. Aslında niyetim o çalışmayı tamamlayıp baştan üniversiteye dönmek idi fakat nasip böyleymiş. 2009 senesinde Başbakan Başmüşaviri olarak göreve başladım. O günden beri de resmi olarak Başbakan Başmüşavirliği, Müsteşar Yardımcılığı, Cumhurbaşkanı Genel Yardımcılığı, Sözcülük vesaire böyle devam etti. 11 yıldır gerçekten resmi görevdeyim.

KIZLARIM İÇLERİNE SİNEREK TERCİHLERDE BULUNDU

Evliyim, üç kızım var. Okuyorlar. Büyük kızım üniversiteyi bitirdi, avukat. Ortanca kızım Uluslararası İlişkiler’i daha yeni bitirdi. Ufağımız da daha lise 3’te. Kendi yollarını çizdiler. Bizim natürel ancak küçük bir yönlendirmemiz olmuştur. İçlerine sinerek o alanları seçim ettikleri için ben de mutluyum.

Avukat kızım şimdi başka bir kurumda çalışıyor. Baro vesaire şeyleri geçti. İstediği zaman bitmiş yapabilir.

Hukuk fiilen çok büyük bir anadal. Oradan çoğu alana gitme imkanınız var. Fakat ben de görüyorum hukuk okuyup daha sonra mesleğini bırakıp başka işler yapanları.

Hukuk ola ki azıcık güç bir alan fakat benzer tıp gibi, kariyerinizde ilerledikçe faydasını her manada gördüğünüz bir iş. Ilk Kez birazcık daha zor. Şişenin kuytu kısmı birazcık daha uzun olur ama sonra rahatlıyor gibi. Doktorluk da bana böylece geliyor; ilk 10 sene fiilen fazla ızdırap çekiyorlar.

“BABAMIN ARDİYESİNDE ÇOK ÇALIŞTIM”

Akademik kariyer anlamında ailede sadece kendisinin okuduğunu anlatan İbrahim Kalın, ev hanımı olan annesini 1986 yılında kaybettiğini ifade etti: “Çok genç yaşta kaybettik annemi. Ben daha 13-14 yaşındaydım. Babamı da 2001’de kaybettik. Ondan sonradan babamla beraberdik, Alanya‘ya gittim ben.”

Babam kabzımaldı. Üreticiden malı alır, İstanbul-Ankara gibi büyük hallere gönderirdi. Sebze-meyve işi yapardı. Ben çok çalıştım babamın ardiyesinde. Çok salatalık, domates taşıdım. Sandıklama deriz ona, sandıklara doldurursunuz onları.

Okuma sevgisini annesinden mi yoksa babasından mı aldığına ilişkin soruya İbrahim Kalın şöyle cevap verdi:

Benim pek olmadı. Benim annem de babam da ilkokul mezunuydu. Fazla okuyan, kitabın bulunduğu bir aile ortamında bulunmadım. Ola Ki onun yokluğu çok erken yaşlarda itti beni bu alana. Bilgiye sahip olmak, akıllı almak, bir şeyleri öğrenmek, onun verdiği entelektüel hazzı çok genç yaşlarda tattım. Genç yaşta dediğim çocukken doğrusu. Belki Allah’ın bir hikmetiydi. Fakat okumayı çözer çözmez büyük bir aşkla, heyecanla kalın kalın kitapları alıp okumak için çaba gösterirdim.

9-10 yaşlarımdan bahsediyorum. Kalın kalın kitapları anlamazdım lakin bana koskocaman bir tutku verirdi. Hatırlıyorum, orta 3’teydim. Alanya Lisesi mezunuyum, babam Alanya’da iş yapıyordu. Alanya Lisesi’nin ortaokul 3. sınıfındayım. Minik bir kütüphanesi vardı okulun. Aristo’nun Organon kitabını almıştım. Hoca da “İbrahim belirli misin sen? Bu ağır bir mantık kitabı” demişti. “Hocam ne aramak” deyip büyük bir havayla, sükseyle kitabı alıp kan ter içinde anlamaya çalışmıştım. Bende o dönemden kalan kocaman bir şımartma ve şımartma oldu.

KIZLARININ SİYASETLE İLİŞKİSİ

İbrahim Kalın, kızlarının siyasetle ve devlet işleriyle ilişkisine dair soruya ise şu cevabı verdi:

Ortanca kızım sıradan ilgili. Uluslararası İlişkiler okudu. Ama akademik kariyer de yapmak istiyor. Arapçasını iyi bir noktaya getirdikten daha sonra yüksek lisans ve doktorayı düşünüyor.

“Toplumun kutuplaşmış halinde buraya gelen bütün siyasetçiler daima şunu söylediler: ‘Benim çocuklarım, benim çocuğum olduğunu söylemiyorlar.’ Sizin kızlarınız da öyle mi” şeklindeki soruya Kalın’dan gelen cevap şöyle:

Azıcık öyleler. Ben bundan da hoşnutluk duyuyorum. Bunu kendilerine olan saygılarının bir ifadesi olarak görüyorum. Herhangi bir statü dayatmadan kimseye, bir yere girecekse, bir yarışmaya veya bir okula, bir kuruma, tamamen kendi yetenekleriyle, başarısıyla, birikimiyle girmeli. Babasının iteklemesiyle, gücüyle, ismiyle, ‘network’üyle yok.

Hamdolsun çocuklarım fazla erken yaşta edindiler bu terbiyeyi, tavrı. O yüzden birçok şeyden benim sonradan haberim olur. Falanca yere girmiş, falanca programa katılmış, falanca sertifika programına girmeye hak kazanmış, falanca yurtdışı programına katılıyormuş… Ben bunlardan mutluluk duyuyorum.

ERDOĞAN’IN TALİMATINI ANLATTI

Armağan Çağlayan’ın egzersiz süreçlerine ilişkin sorusuna İbrahim Kalın bu ifadelerle cevap verdi:

Ilk Kez aranıyoruz ilgili kişiler göre. Bizim kendi telefonumuzdan. Cumhurbaşkanlığı Sistemi’yle birlikte Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kurduğumuz bir Devlet-Veri Enformasyon Merkezi var. Tüm bilgiler oraya akıyor. Mesela bir doğal felaket oldu, yer sarsıntısı oldu Allah korusun; onun bilgileri anında oraya gelir.

Aranması gereken kişiler prensibine kadar, kesin bir hiyerarşi içerisinde aranır. Gece kaç olursa olsun. Konu acilse, müdahale gerekiyorsa, sizin alakanızı gerektiriyorsa gecesine bakılmaz. Kalkarsınız, o konuyla ilgilenirsiniz. Eğer bedensel olarak mümkünse toplantıya gidiyoruz. Lakin o anda ilgili kişiler ayrı yerlerde, o anda anında telefon üzerinden bir trafik yürütülür, toplanmak gerekiyorsa toplanılır.

Bu konuda Cumhurbaşkanımızın da iş disiplini doğrusu müthiştir, çok takdire şayandır. O hep böyle söyler: “Önemli bir konu olduğunda, gece gündüz demeden beni arayacaksınız.” Talimattır bu. Çok acele bir konu olduğunda, gece 2’de, 3’te, 4’te Cumhurbaşkanımızı uyandırdığımız durumlar olmuştur.

BASKETBOL TUTKUSU

Mesela ‘Hiçbir şey düşünmeyeceğim’ dediniz. Ne yaparsınız? Kimisi televizyon seyreder, kimisi müzik dinler, kimisi film izler, kimisi bulmaca çözer. Siz ne yapıyorsunuz?

Ben öyle anlarda müzik yaparım. Spor yaparım. Basketbol oynuyorum. Basketbol zihnimi fazla rahatlatan bir spor. İyi de bir ekibimiz var. Haftada bir ara sıra oynuyoruz onlarla. Ankara’da kapalı bir spor salonunda oynuyoruz. Nizami kurallara göre sıkı maçlar yapıyoruz. 3 saniyeye – 5 saniyeye kendi aramızda o kadar uymuyoruz fakat bir muhalif olsa o kurallara tabii uyarız. Herkes kendi olanın tamamını vererek oynuyor. Kimse yarım el yordamıyla oynamıyor.

Profesyonel basketbolcu arkadaşlar da geliyor. Uzunlar, pivotlar, 2.05-2.10’lar da geliyor. Onların arasında oynuyoruz. Neşe Saçan. Orada kişisel bir yetenekle kolektif bir inşa içerisinde hareket etmenin ahengini yakalıyorsunuz. Sahiden çoklu sporların en güzel tarafı da insana öğrettiği bu. Sizin kişisel bir yeteneğiniz var; çok iyi şut atıyorsunuz, çok iyi rebound alıyorsunuz, zıplıyorsunuz. Fakat onu bir 5’in içerisinde yapmanız gerekiyor.

Bu orkestrayla çalmaya, 3-4 kişilik bir müzik grubunda müzik yapmaya benziyor. Melodi belirlenmiş, herkes aynı anda aynı notaya basıyor, aynı ritmi peşine düşüp takip ediyorsunuz lakin herkesin notayı basışı, o duyguyu ifade şekli farklı. Ara Sıra oradan improvizasyona (doğaçlama) geçiyorsunuz. Hafif yolun dışına çıkıp gezinip geri geliyorsunuz.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın'ın bu anlattıklarını daha önce hiç duymadınız: Babamın ardiyesinde çok çalıştım

About admin

Check Also

Son dakika: Adalet Bakanı Gül'den Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı görevine başlayan Karaköse'ye ziyaret

Son dakika: Adalet Bakanı Gül’den Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı görevine başlayan Karaköse’ye ziyaret

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı görevine başlayan Gökhan Karaköse’yi ziyaret etti. Gül, …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *