Fendoğlu’ndan Türk Dili’nin önemine vurgu

Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, “2020 yılının UNESCO kadar “Tonyukuk Yılı” olarak ilanı Türklerin en eski yazılmış belgelerinden biri olan Tonyukuk Yazıtı’nın değerini göstermesi bakımından manâlı olduğunu belirterek, “Türk dilinin en eski çağlardan günümüze değin ne dek manâlı ve meşakkatli yollardan geçtiğini göstermesi bakımından da şüphesiz kayda değer ve değerlidir” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Malatya Milletvekili Mehmet Fendoğlu, TBMM genel kurulunda, tarihten günümüze Türk Dili’nin önemi üstüne yaptığı konuşmada, “Battal Gazi diyarının bir milletvekili olarak destan geleneğimiz, sözlü kültürümüz ve bütün bu değerlerimizin taşıyıcısı olan Türkçemizin zenginliği üstüne konuşmak istiyorum. Çünkü düşünürler der ki, ‘İnsanın belli başlı yurdu belli başlı dilidir.’ Bizim millet varlığımız ve devlet geleceğimizin de dayanağı Türkçemizin gücüdür. Türkçe yayınlı diziler, sinemalar, basılı ve görsel yayınlar devletimizin gücünü dünyaya iletiyor. Bu kapsamda, TRT’yi, özelde TRT Avaz’ı, TRT kültür kanallarını tebrik ediyorum. Cumhurbaşkanlığı bütçesinin Türkçemiz ve onu dünya dili gerçekleştirmek için yapılan yayınlarla desteklediğini görmek bizi hem mutlu ediyor. Yunus Emre Enstitüsü ve TİKA ilk olarak almak üzere Türkçeye hizmet eden bütün kurumlarımızı tebrik ediyor, Türk dili tarihimize ait bir takım hatırlatmaları siz kıymetli vekillerimize hatırlatıp ulu Meclisin kayıtlarına vermek istiyorum. Türk dili dünyanın en eski dillerinden biridir, bunu söyleyebilmek için haklı nedenlerimiz bulunmaktadır. Bu nedenlerin en önemlisi Türk dilinin yazılı belgelerinin fazla eski zamana değin uzanmasıdır. 8’inci yüzyıldan kalan Asya coğrafyasının türlü bölgelerinde ele geçmiş Göktürk harfli yazıtlar bunun en kayda değer tanıklarıdır. Bugün sayısı 500’ü aşkın Göktürk harfli yazıtlar Türkçenin en eski belgeleri olduğu gibi Türk tarihinin, kültürün ve sanatının da kuşkusuz en harikulade örnekleridir. İlk örneklerini 8’inci yüzyılda gördüğümüz Göktürk harfleriyle taşlara ve kayalara kazınmış bu dil ve kültür sonraki dönem Türkçe metinlerde de daha işleklik kazanmış ve daha güçlü olarak karşımıza çıkmıştır. Eski Uygur Türkçesi döneminden kalan metinlerin hem sayısının çokluğu ve ayrıca işlenmiş bir yazınsal dille karşılaşıyor olmamız da şüphesiz fazla önemlidir. İslamiyet sonrasında Arap harfleriyle kaleme alınan Kutadgu Bilig, Divanü Lügat-it-Türk ve Atabetü’l-Hakayık gibi eserler de Türkçenin ne kadar güçlü bir dil olduğuna şahitlik etmektedir. Bilhassa Kaşgarlı Mahmut’un Araplara Türkçe öğretmek nedeniyle yazdığı Divanü Lügat-it-Türk adlı Arapça-Türkçe sözlüğü hem Müslüman dünyası için Türklerin değerini göstermesi keza de Türk dilinin İslam coğrafyasında öğretilmesinin ne kadar önemli konular olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

Türklerin bir bölümünün Anadolu’ya geldikten sonradan bu coğrafyada da yazınsal bir dil vücuda getirdiğine uyarı çeken Fendoğlu, “Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli gibi erenler bir taraftan İslamı tebliğ ederken öbür taraftan yazdıkları eserlerle Türkçenin de bu coğrafyanın en etkin dillerinden biri olmasına vesile olmuştur. Keza, Anadolu ve Balkanlar coğrafyasında halen Türkçe haricen diğer diller konuşulup yazıla biliyorsa bu da keza Türklerin hem de Türkçenin hoşgörüsünden diğer neyle izah edilebilir oysa. Anadolu ve Balkanlar ile Kuzey Afrika ve Avrupa içlerine dek haz, uygarlık ve yüksek Türk kültürünü götüren Türkler, bununla beraber hoş Türkçemizi de götürmüştür. Özellikle Avrupa içlerine kadarki coğrafya ile Kuzey Afrika’da ve Doğu Akdeniz’deki birçok yer adının Türkçe olması da bunun en güzel göstergesidir.

Türk dili, bazı zamanlarda, bilhassa de devletin zayıfladığı ve kargaşanın arttığı dönemlerde başka dillerin etkisiyle de zayıflamaya başlamış; çoğu sözcüğünü kaybederek diğer dillerden giren sözcüklerle yaşamaya devam etmiştir. Ancak, bu durumun geçici zararlarla hafifçe atlatıldığını da eklemem lüzum. İşte Osmanlı Devleti’nin son zamanındaki buhranlar, doğal olarak, Türk dilini de etkilemişti. Mustafa Kemal Atatürk‘ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’ndan yüzünün akıyla çıkan Türk milleti, Türk insanının gelişmişlik seviyesini artmak üzere büyük bir seferberlik başlatmıştı. Türklerin bilinen en eski yazılmış belgesi olan Göktürk harfli yazıtların 1893 yılında çözülmesiyle birlikte, bu metinler üzerindeki çalışmalar haliyle Mustafa Kemal Atatürk’ün de dikkatini çekmişti. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün üzerinde azami durduğu konunun tarih ve dil olduğunu özellikle belirtmem lüzum. Atatürk’ün 1931 yılında Türk Tarih Kurumu -o zamanki adıyla Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti- ile 1932 yılında Türk Dil Kurumunu -o zamanki adıyla Türk Dili Muayene Cemiyeti- kurması ve bu iki kurumu Türk tarihi ve Türk dili araştırmalarına yönlendirmesi ve en önemlisi de kendisine ait az sayıda mülk varlığının büyük bir bölümünü bu iki kuruma vakfetmesi zaten tarihe ve dile verdiği değerin en iyi ve bedensel göstergesidir. Türk tarihinin İslam dönemi öncesinden eksik biliniyor olması, Türkçenin de keza doğu ayrıca de batı dillerinin etkisinin aşağıda örselenmesi Atatürk’ün bu iki manâlı konuya neden bu değin bedel verdiğini de açık açık ortaya koymaktadır” şeklinde konuştu.

2020 yılının UNESCO kadar “Tonyukuk Yılı” olarak ilan edilmesine önemine parmak basan Fendoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin iki güzide kurumu olan Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu 1982 Anayasası’yla Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumuna bağlanmıştı. Bu iki kurum, yeni Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı çatısı aşağıda çalışmalarına, Türk tarihi ve diliyle ilgili konularda araştırma yapmaya devam etmektedir. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve arkasından 5 Türk cumhuriyetinin bağımsızlığını alması haliyle Türk dilinin de güçlenmesine vesile olmuştur. İlk olarak, Azerbaycan cumhuriyetinin Latin temelli harfleri kabul etmesi ardından Kazakistan’ın bu harfleri kullanma konusundaki adımları fiilen Türk dili açısından büyük öneme sahiptir. Yakın zamanda, Türkiye’nin Azerbaycan’ın haklı Karabağ davasında yanında olması Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in açıklamalarında herhangi bir tercümana gereksinim duymaksızın konuşmaları dünya siyaseti açısından olduğu değin Türk dilinin gücü ve işlekliği açısından da önemlidir. Türk dili bugün, Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Kazak Türkçesi, Uygur Türkçesi gibi kırka yakın yazı diliyle dünyanın en saygın ve işlek dillerinden biri olma yolunda ilerleyişine devam etmektedir. 2020 yılının UNESCO göre “Tonyukuk Yılı” olarak ilanı Türklerin en eski yazılmış belgelerinden biri olan Tonyukuk Yazıtı’nın değerini göstermesi bakımından manâlı olduğu gibi Türk dilinin en eski çağlardan günümüze kadar ne kadar manâlı ve meşakkatli yollardan geçtiğini göstermesi bakımından da kuşkusuz önemli ve değerlidir. Hareketimizin lideri Sayın Devlet Bahçeli beyefendinin gerek Türk dünyası hakkındaki zihin ve söylemleri gerekse Türk dili için beslediği duygular yolumuzu belirlememize ışık tutmaktadır. Binlerce takvim bir dili konuşan insan olarak Türk dilinin dünyanın en saygıdeğer konuşuru, en fazla tarihi, en eski ve yapısı en güçlü dillerinden biri olduğunun farkında olmanın gururunu yaşadığımı da tanımlamak istiyorum. Sözlerimin sonunda Mustafa Kemal Atatürk’ün şu meşhur sözünü tekrar kötüleşmek istiyorum: “Milli his ile dil arasındaki senet çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde esas müessirdir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ama bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını haberdar olan Türk milleti, dilini de tanıdık olmayan diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” – MALATYA

Kaynak: İhlas Haber Ajansı

About admin

Check Also

Dışişleri Bakanlığı: 'KSYÖ Soruşturma ve Tespit Ekibi Suriye'de kimyasal silah kullanıldığını tespit etti'

Dışişleri Bakanlığı: ‘KSYÖ Soruşturma ve Tespit Ekibi Suriye’de kimyasal silah kullanıldığını tespit etti’

Dışişleri Bakanlığı, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Soruşturma ve Tespit Ekibi’nin Suriye‘de Serakib’de vuku bulan klor …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *