Son dakika haber! 2021 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Katar Yatırım Ofisinin (QIA) Avrupa İmar ve Yeniden Yapılanma Bankası’nın (EBRD) Borsa İstanbul’daki yüzde 10’luk hissesini aldığını ve ayrıca Türkiye hem de Borsa İstanbul’un buradan önemli karlar elde ettiğini açıkladı.

Oktay, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşmelerinde, milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.

Türkiye’nin 2002 yılı sonrasında köklü yapı reformları uygulamaya koyarak makro ve mikro politikaları istikrar ve büyümeyi destekleyici şekilde uyguladığını belirten Oktay, verimliliğin arttırıldığını ve özel sektörün öncülüğünde enerjik bir artış performansının sergilendiğini söyledi.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması kaçta başlıyor? İçişleri Bakanlığı detayları paylaştıHafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması kaçta başlıyor? İçişleri Bakanlığı detayları paylaştıSavaş çıkaracak sözler! Netanyahu'dan Orta Doğu'yu sarsan suikastle ilgili bomba itirafSavaş çıkaracak sözler! Netanyahu’dan Orta Doğu’yu sarsan suikastle ilgili bomba itirafLafı eğip bükmedi! Cüneyt Özdemir'den Ekrem İmamoğlu'na sert eleştiriLafı eğip bükmedi! Cüneyt Özdemir’den Ekrem İmamoğlu’na sert eleştiri

Oktay, ekonomi yönetiminin bundan sonraki yol haritasını, ekonomi politikalarının makroekonomik istikrar, finansal kararlılık ve fiyat istikrarı ekseninde oluşturulacağını açıklama etti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin sağladığı avantajlarla ekonomi yönetiminde yeni normalin gerektirdiği esnekliğe ve yeni açılımlara süratli bir şekilde geçmenin mümkün olduğuna dikkati çeken Oktay, şunları kaydetti:

“Bir süredir çalışmalarını sürdürdüğümüz hukuk ve ekonomi reformları işte bu yeni dönemin hazırlıklarıdır. Ekonomideki kırılganlıkları en aza indirecek dinç, dengeli ve sürdürülebilir hesaplı artış hedefimize ulaşacağız. Ekonomi politikalarında güven ve kredibilite kazanımına daha artı yoğunlaşarak şeffaflığı ve öngörülebilirliği arttırıyoruz. Attığımız adımlarla para ve maliye politikaları arasındaki eşgüdümü daha da güçlendiriyor ve keza ilgili bütün tarafların katkısını alarak politikalarımızı istişareye dayalı ve daha iştirakçi bir anlayışla oluşturuyoruz.”

Oktay, enflasyon ile mücadelede para politikası adımlarını maliye politikaları, mali sektör politikaları ve kamu finansmanına karşın politikalarla desteklediklerini vurgulayarak, “Zinde politika koordinasyonu para politikasının etkinliğini artıracaktır. Yatırım ortamının lüzum yerli gerekse milletlerarası girişimciler açısından her bakımdan iyileştirilmesi için gerekli adımları gecikmeksizin atıyoruz.” diye konuştu.

Oktay, Türkiye’nin en köklü demokrasi ve ekonomi reformlarını gerçekleştirmiş bir yönetim olarak gelecek dönemde gereksinim duyulan değişimleri hayata geçirmenin de yeniden kendi görevleri olduğunun altını çizdi.

CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener’in, “ulusal gelirin düştüğü, ekonominin küçüldüğü, istihdamın azaldığı, uzun vadeli bir perspektifin olmadığı” şeklindeki sorusu üzerine Oktay, şunları söyledi:

“AK Parti Hükümetleri olarak, insan odaklı yeniden yapılanma yaklaşımımız çerçevesinde 18 yıl her tarafında halkımızın refahını önceledik. 2002-2019 döneminde 5,4’lük reel çoğaltma sağlamayı başardık. Son 7 yılda da ekonominin küçüldüğü ulusal gelirin düştüğü yönündeki iddia dürüst değildir. 7 yıldır ulusal gelirimiz reel olarak sürekli olarak artma kaydetmiştir. 2013-2019 dönemini kapsayan 7 takvim dönemde menfur darbe girişimine, spekülatif ataklara karşın GSYH hakiki olarak yıllık sıradan yüzde 4,9, cari olarak da yüzde 15,4 oranında büyümüştür. Satın alma gücü paritesi cinsinden birey başına gelirimiz de aynı dönemde yıllık ortalama yüzde 6 oranında artma göstererek 28 bin 424 dolara yükselmiştir.”

Oktay, küresel kriz sonrasında 2009-2019 arasındaki 10 yılda, 7,5 milyon ilave istihdam oluşturulduğuna dikkati çekti.

Bir milletvekilinin “Gayrimenkul açık havada yabancı yatırım çekilememektedir.” şeklindeki eleştirisine de cevap veren Oktay, şu bilgileri verdi:

“Türkiye 2003-2011 arası dönemde toplam 94,3 milyar dolarlık doğrudan yatırım çekmiş, sanayi sektörlerine gelen yatırımlar toplamın yüzde 23’üne tekabül ederken, gayrimenkul yatırımları toplam yatırımların yüzde 18’ini oluşturmuştur. 2011-2020 (eylül İtibariyle) arası dönemde ülkemiz toplam 128,2 milyar dolarlık aracısız yatırım çekmeyi başarmış, sanayi sektörlerinin payı yüzde 31’e yükselmiş, gayrimenkul yatırımlarının payı da yüzde 30 olarak gerçekleşmiştir.”

Kovid-19 salgınının ekonomik etkileriyle mücadele hakkındaki eleştirilere de karşılık veren Oktay, bu süreçte vatandaşlara ve girişimcilere yardım temin etmek nedeniyle hayata geçirilen parasal tedbirlerin toplam tutarının 530 milyar lirayı aştığını ifade etti.

Oktay, idareli istikrar kalkanı paketi kapsamında kasım ayı itibarıyla takriben 750 bin esnaf ve sanatkara toplamda takriben 19 milyar lira tutarında define faiz destekli işletme kredisinin sağlandığını da anımsattı.

Bu süreçte tayin yapan bütün sıhhat çalışanlarına teşekkür eden Oktay, “temizleme, maske ve uzaklık” uyarısını yineledi.

Katar’la yapılan işbirliği

Milletvekillerinden Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Kurul 6. Toplantısı zarfında dün Katar’la yapılan işbirliklerine ilişkin soruların da geldiğini gösteren Oktay, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Salgının etkileriyle bütün dünyada dış yatırımların azaldığı bir ortamda yapılan anlaşmalara milletimiz namına hoşnut edinmek yerine görüyoruz ki birileri tekrar aynı nakaratları eleştirileri tekrar etmeye başlamış. Anlaşmalar Cumhurbaşkanımız liderliğinde imza attığımız bütün işbirlikleri gibi, kazan-kazan anlayışına dayanmaktadır. Askeri, enerji, yiyecek, savunma, turizm, ekonomik, sanayi, milletlerarası ticaret, bağımsızlık bölgeler ve su kaynaklarının yönetimi gibi alanlarda ülkemize katma değerinde kazandıracak niteliğe sahiptir.”

Oktay şöyle devam etti:

“Yaklaşık 295 milyar dolar değer varlığa sahip olan Qatar Investment Authority (QIA) dünyanın en büyük milli varlık fonlarından biridir. Fintek konusunda dünya çapında yatırımlar yapan fonların başında gelen QIA’nın halihazırda Londra borsasında da (LSE) yüzde 10,3’lük payı bulunduğunu da hatırlatmak isterim. Borsa İstanbul’un gelecek potansiyeline duyduğu güveni yaptığı yatırımla belirten QIA, yabancı yatırımcılar için çekicilik merkezi olan İstanbul Finans Merkezinin gelişimine ve finans piyasalarının derinleşmesine de katkıda bulunacaktır. Sahiden burada Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının (EBRD) yüzde 10’luk hissesi vardı. Onların çıktığı hissenin bir anlamda buranın almasıyla ilgili bir olaydır. Aradaki işlemden de Türkiye olarak da borsa olarak da önemli karlar edilmiştir. derhal işlem devam ettiği için arz açıklanmamaktadır. Işlem tamamlandığında bu miktar da zaten kamuoyu ile paylaşılacaktır.”

Varlık Fonu denetleme yetkisi

Oktay, Varlık Fonu üzerindeki denetleme yetkisi ile ilgili bir soruya da şu cevabı verdi:

“Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ’nin denetimi, 6741 sayılı kanunda da belirtildiği üzere, ulusal ve milletlerarası standartlarda yapılan egemen teftiş ile başlamakta Devlet Denetleme Kurulu denetimi ile devam etmekte son olarak Plan ve Bütçe Komisyonunda, Meclis denetimi ile son bulmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı Varlık Fonu idare heyeti başkanı sıfatıyla doğrusu yürütülen bütün işlerin tamamının gözetiminden ve uygulamasından da sorumludur. Herhangi bir denetleme mekanizmasından kaçış yok, gerçekte ek teftiş mekanizması da buraya gelmiş bulunmaktadır.”

Cumhurbaşkanlığı ofisleri ile bakanlıkların paralel inşa olup olmadığı yolundaki bir soru üzerine de Oktay şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bakanlıklarımız ve ofislerimizin tayin ve yetki tanımlamaları fazla net bir şekilde tanımlanmış olup, herhangi bir yetki karmaşası bulunmamaktadır. Tam aksine bakanlıklarımız ve ofislerimiz birbirlerine koordineli bir şekilde düzen içerisinde çalışmaktadır. Bütçe harcamaları mevzuatlarına yerinde olup Sayıştay denetimine de tabidir. 2020 Sayıştay raporlarında herhangi bir negatif tespitte bulunulmamaktadır.”

Oktay, TMSF ile ilgili Sayıştay raporlarının değerlendirmeye alınmadığı yolundaki eleştiriye de açıklık getirerek, “2019 yılı TSMF Sayıştay raporunda 4 tane bulgu olup bunların 3 adedi 5411 sayılı Bankacılık Kanunu madde 132 ile TMSF’ye verilen yetkiler dahilinde yapılan işlemler. Toplamda Sayıştay raporunda 12 semptom yer almakla birlikte yürütülen işlemlerde herhangi bir yolsuzluğa veya kasten kamuyu zarara uğratmaya ilişkin işlem bulunmamaktadır.”

Oktay, “Savunma Sanayi Başkanlığının taklit medikal ürünler mi aldığı” sorusu üzerine de şu bilgileri paylaştı:

“Burada yapılan iş, bu zamana değin her zaman tanıdık olmayan menşeeli bir ürün yerine bir yerli firma göre çok daha uygun bedel ile muadilinin yapılmış olması. Ne sahte bir mahsul ne de yabancı firmanın adalet iddia edebileceği bir şart laf konusudur. Yerli firmamız ihtiyaç olanın tüm şartlarını karşılayarak geliştirmiş ve yararlı model patenti almıştır. Süreç hukuka uygundur. Biz ihtiyaçlarımızı karşılarken mümkünse yerli ürün olsun istiyoruz. Tanıdık Olmayan ürün yararlanma zorunluluğundan kurtulmuşuzdur.”

Oktay, “En Az ödenti hesabında uluslararası standartlara uyulmuyor mu?” sorusu üzerine de şunları kaydetti:

“Minimum ücret saptama çalışmaları işçilerimizin, işverenlerimizin ve hükümetlerimizin temsilcilerinden oluşan egemen bir komite tarafından yürütülmektedir. En Az ücretin tespiti taraf olduğumuz milletlerarası sözleşmeler doğrultusunda sosyal görüşmeler ve diyaloglarla belirlenmektedir.”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ile ilgili eleştirilere de yanıt veren Oktay, “Devletimizin iletişim alanındaki çatı kurumudur. Devletimizin tüm iletişim eylem ve stratejisinin uygulanmasında sorumluluk sahibidir. İletişim Başkanlığı kamuoyu ve ilgili makamların zamanında ve içten bilgilerle aydınlatılması için zorunlu bilgi akışını temin etmek ve bunların kamuoyu üzerindeki etkisinin belirlenmesine ait hizmetlerinin gereğini yerine getirmektedir.”

S 400 füzeleri

Oktay, S 400 sisteminin niçin kurulmadığı yolundaki bir soruya da şöyle yanıt verdi:

“Böyle bir şey fiilen laf konusu yok. Tedarik ettiğimiz sistemin kontrol ve hazırlıklarına planladığımız şekilde devam ediyoruz. Bu sistemler zaten kurulmuştur, testleri de yapılmıştır. Depoda bozulma vesaire gibi gerçek dışı kamuoyunu yanıltma amaçlı bu konuların kesintisiz gündeme getirilmemesinde menfaat var.”

(Sürecek)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Buket Güven

About admin

Check Also

Pandemi göçmenleri de etkiledi

Pandemi göçmenleri de etkiledi

Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de farklı göçmen gruplarının pandemiden olumsuz olarak etkilendiğini belirten …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *