Türk askerinin Irak ve Suriye’deki görev süresi uzatıldı (2)

AK Parti Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, Türkiye‘nin Suriye politikasına ilişkin, “Esad’ı itham etmek gerekirken dönüp dolaşıp iktidarımızı suçlamak hakkaniyetle bağdaşmaz. Türkiye, Suriye’nin istikrarı için, Suriye’nin demokratikleşmesi için elinden geleni bugüne değin gerçekten yapmıştır, bundan sonradan da yapmaya devam edecektir.” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nda, Irak ve Suriye’deki tu¨m terörist örgu¨tlerden Türkiye’ye yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin tanıdık olmayan u¨lkelere gönderilmesi, tanıdık olmayan silahlı kuvvetlerin Tu¨rkiye’de bulunması dahilinde müsade su¨resinin 1 yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi kabul edildi.

Görüşmelerde CHP Grubu namına laf bölge İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, Astana’nın garantör ülkelerinden biri olarak Türkiye’nin bölgede bulunma nedenini de anlatan tezkere metninde “kolaylık” ve “barıştırma” kelimelerine yer verilmediğini, “İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi” ifadesinin de bulunmadığını belirtti.

Astana sürecinin çöktüğünü savunan Çeviköz, iktidarın her fırsatta toprak bütünlüğünü savunduğunu bahis ettiği Suriye’de huzurun ve barışın tesis edilmesi konusunda samimiyetini yitirdiğini, Suriye’nin toprak bütünlüğünün ortadan kaldırılmasında da en etkili rol oynayan aktör haline geldiğini bahis etti.

Çeviköz, Uluslararası Kriz Grubu’nun bir raporunda Türkiye’nin, IŞİD’in maksimum aza devşirdiği ülkelerden biri olduğu iddiasına yer verildiğini aktararak, “Yaklaşık 9 bin kişinin IŞİD’e yeralma üzere Türkiye’den ayrıldığı belirtiliyor raporda. IŞİD’in Suriye ve Irak’taki etkinliği azalsa da ülkemize dönen binlerce IŞİD militanı bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. 2014-2017 yılları aralarında gerçekleşen 16 saldırıda 300’e yakın vatandaşımızı IŞİD saldırılarına kurban verdik. Acilen, bu şahısların cezalandırılmaları veya güvenliğimize korkutma oluşturmayacak şekilde rehabilite edilmeleri iktidarın sorumluluğunda değil de kimin sorumluluğunda?” diye konuştu.

İktidarın Türkiye’yi Körfez ülkeleriyle de karşı karşıya getirdiğini savunan Çeviköz, “Tek adam dış politikası, ülkemizin içinde bulunduğu sorunlara ve yalnızlığa yenisini eklemeye devam ediyor. Zaten zor durumda olan ülke ekonomimizde, Suudi Arabistan yönetiminin bir süredir uyguladığı üstü örtülü ambargoyu Türkiye menşeli malları ülkeye almayacağını açıklayarak resmi ayla getirdiğini daha birkaç gün evvel duyduk.” ifadelerini kullandı.

İktidarın Libya politikasını da eleştiren Çeviköz, “Libya’da yaşanacak olan değişimle mutabakat yürürlükten kalkarsa böyle bir durumda vatandaşlarımıza bu durumu nasıl anlatacaksınız? Biz bu milletin daha pozitif ‘Kandırıldık.’ biçiminde bir yorumlama duymasını istemiyoruz.” sözlerini sarf etti.

“Harekatlarla rejim unsurlarına gereken dersi verdik”

AK Parti Grubu adına namına söz alan Kocaeli Milletvekili Fikri Işık, can Azerbaycan’ın topraklarını işgal aşağıda tutan ve son haftalarda fütursuzca Azerbaycan’a saldıran, günahsız sivilleri katleden, işgalci Ermenistan’ı en şiddetli şekilde kınadı, asker, sivil şehit olan tüm Azerbaycanlılara Allah’tan rahmet, gazilere ve yaralılara da ivedi şifa dileklerini iletti.

Bugün dünyada barışı ve istikrarı sağlamakla yükümlü milletlerarası kurumların işlevlerini yitirdiğine muhabere eden Işık, tüm dünyada yeni bir küresel barış düzenine gereklilik olduğunu vurguladı.

Işık, güçlünün haklı değil, haklının dinç olduğu bir dünya düzenine ihtiyacın her geçen gün daha da arttığına dikkati çekerek, “Sayın Cumhurbaşkanımızın sürekli vurguladığı, burada popülizm olarak addedilen ancak her geçen gün dünyada daha fazla yardım bulan, akis bulan ‘Dünya 5’ten büyüktür.’ ifadesi aslında birazcık önce saydığım gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır.” diye konuştu.

Türkiye’nin, çıkarmadığı ve sebep olmadığı onlarca problemle çaba ettiğini, etkilerini minimize etmeye çalıştığını, milli güvenliğini ve menfaatlerini korumaya çalışan ülkelerin başında geldiğini bildiren Işık, “Bugün, burada müzakeresini yaptığımız Cumhurbaşkanlığı tezkeresi de bölgede dış müdahale ile oluşturulan ya da yayılan istikrarsızlığa karşısında Türkiye’nin güvenliği, yargı ve menfaatleri, yöresel istikrar için atılması gereken adımlara yöneliktir.” değerlendirmesinde bulundu.

AK Parti’li Işık, ABD’nin bölgeyi daha güvensiz ve daha istikrasız ülkü getirdiğini, Irak’ın ırksa ve mezhep çatışmalarının girdabında her geçen gün yeni bir problemle ve krizle uğraş ettiğini söyledi.

Işık, geçen on yıl içerisinde küresel bir oyun alanına dönüşen Suriye’de, rejim güçlerinin, DEAŞ ve PKK/PYD ile birlikte diğer terör örgütlerinin oluşturduğu şiddete, yıkıma ve insani drama Türkiye’nin sessiz kalmadığını, pek fazla ülkenin görmezden gelmeye devam ettiği negatif şartlardaki mazlumlara yardım etmeyi bir tayin bildiğini dile getirdi.

Yerlerinden ve yurtlarından terketmek zorunda bırakılan 3,6 milyon Suriyeli’yi Türkiye’nin davetli ettiğini anımsatan Işık, üstelik, vatandaşlarını dosdoğru maksat bölge Suriye kaynaklı terörist gruplarla Türkiye’nin güneyinde oluşturulma niyetinde olan şer yapılanmalarına karşı gerekli bir müdahalede bulunduğunu kaydetti. Işık, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Uzlaşma Pınarı ve Bahar Kalkanı Harekatlarıyla terörist unsurlara ve bölgede Türkiye’ye karşın eylemde yer alan rejim unsurlarına gereken dersi verdiğini vurguladı.

Fikri Işık, partisinin Suriye’de demografik değişim gerçekleştirmek istediği yönündeki söylemlerin, en hafif tabirle insafsızlık olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin Suriye’de istediği nüfus istatistiklerine göre metamorfoz değil, demokratik bir değişimdir. Türkiye, Suriye’de baştan beri halkın demokrasi taleplerine kulak tıkayan Esad’a ‘Halkının taleplerine kulak ver, demokrasiye geçişle ilgili zorunlu adımları beygir, Türkiye Cumhuriyeti olarak sizin yanınızda olalım.’ mesajını defaatle, yüz yüze, telefonla, her türlü araçla bildirmiştir. Eğer, Esad 2011 yılında barışçıl gösterilere varil bombasıyla müdahale etmek, ağır silahlar kullanarak kendi insanını katletmek yerine ‘Evet, ben sizi anlıyorum, belirli bir yıllık içerisinde demokrasiye geçeceğiz.’ ifadesini kullansaydı bugün Suriye ayrı bir Suriye olurdu ve bölgede ayrı bir bölge olurdu. Bundan nedeniyle Esad’ı itham etmek gerekirken dönüp dolaşıp iktidarımızı itham etmek hakkaniyetle bağdaşmaz. Türkiye, Suriye’nin istikrarı için, Suriye’nin demokratikleşmesi için elinden geleni bugüne değin aslında yapmıştır, bundan sonradan da yapmaya devam edecektir.”

Işık, Kobani olayları olduğunda Türkiye’nin sınırlarını açtığını ve Kürt kardeşlerine el uzattığını da vurgulayarak, “Türkiye hiçbir Kürt kardeşinin burnunun kanamasına rıza göstermemiştir, bundan sonra da göstermeyecektir. Ama Kürt eşittir PYD, PKK derseniz işte bu denklemi biz kabul etmiyoruz. PKK’yı, PYD’yi, YPG’yi demokrasi havarisi gibi gösterenler oradaki öteki Kürt unsurlarını ortadan kaldırılması, öldürülmesi, hayatlarına son verilmesi için PYD’nin, PKK’nın yaptığı bir sürü hain eylemi niye kınamıyor?” ifadelerini kullandı.

“İktidarın hatalı açık kapı politikası DEAŞ tarafından suistimal edildi”

Görüşmeler sırasında şahsı namına söz bölge İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, aleyhinde karşıya olduğu dış politika ve güvenlik krizleriyle bir kuşatmanın, ateşten bir çemberin içine gücenmek istendiğini söyledi.

Dışişleri Bakanlığıyla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri ve öteki güvenlik bürokrasisinin kriz olan bölgelerde hem ülke çıkarlarını savunmak hem de huzuru ihtiyacı karşılamak için uğraş verdiğine muhabere eden Türkkan, Irak ve Suriye’nin Türkiye’yi en yoğun şekilde etkileyen ve müdahil olunması gereken emniyet krizleri olduğuna dikkati çekti.

Tezkere metninde de belirtildiği gibi PKK/PYD-YPG ve DEAŞ öncelikle edinmek üzere öyle fazla terör örgütünün yarattığı çatışma ve değişkenlik ortamının Türkiye’ye böylece fazla açıdan hasar verdiğini bildiren Türkkan, “Türk Silahlı Kuvvetlerinin Pençe-Kaplan Operasyonları benzer kararlılıkla ve tavizsiz sürdürülmeli, PKK’nın hudut ötesindeki varlığı, olduğu yeniden ezilmelidir.” diye konuştu.

Türk milletinin, 40 yıla yakın süredir bölücü terör örgütü PKK’yla kahramanca uğraş ettiğini ve bu uğurda ağır bedeller ödediğini ifade eden Türkkan, “Milletimiz, PKK terör örgütüyle ihanet açılımı sürecine girişen dönemin AK Parti hükümetine de tepkisini en ağır biçimde koymuştur. O dönemi burada yaşayan milletvekili arkadaşlarınızdan birisiyim. Bu sürecin sonunda şehirlerde rahatça yapılanan PKK terör örgütünü kendi şehir halkı ve ilçelerimizden söküp atmak için 793 polis ve askerimizi şehit verdik. İktidarın uzun süren uykusunun bedelini kanımızla canımızla ödedik ahali olarak. Ama her ne olursa olsun, Türkiye’nin bir karış toprağını teröristlere teslim etmedik, emperyalizmin planını da yerle bir ettik.” sözlerini sarf etti.

ABD’nin Türkiye sınırının hemen öteki tarafında Türkiye’ye karşı kullanılmak üzere binlerce tır askeri yardım götürdüğünü savunan Türkkan, “Hükumet, bu duruma ne kadar daha göz yumacaktır? Haysiyetimize, onurumuza, izzetinefsimize yönelik bu aleni saldırılara Türk milletinin ne değin daha diş sıkması beklenmektedir?” sorusunu yöneltti.

Lütfü Türkkan, Türkiye’nin, Fırat’ın doğusunda PKK zulmü altında ezilen yerli halka destek vermesi, yeni ilişkiler tesis etmesi ve var olan ilişkileri güçlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, “Halkın ayrıca PKK’ya karşı koymalarına ayrıca de yaşadığı bölgelerden göç etmemelerine destek etmelidir. Kayıtlı ve pervasız takriben 5,4 milyon Suriyeli sığınmacının terk ettiği bölgelere yerleştirilen PKK terör örgütünün ve onu destekleyen emperyalizmin planını yarmak oysa bu şekilde muhtemel olacaktır.” dedi.

Türkkan, Türkiye’nin hala DEAŞ’ın hedefinde olduğunu da belirterek, iktidarın hatalı açık kapı politikasının DEAŞ kadar suistimal edildiğini de savundu.

İdlib’deki ateşin gün geçtikçe büyüdüğünü de öne süren Türkkan, buranın, Suriye’de kaosun beşiği konumunda olduğunu ve büyük bir fırtınayı beraberinde getirme riski taşıdığını savundu.

Türkkan, Türkiye’nin milli güvenliğine yönelik tehditlerin güney sınırlardan artarak devam ettiği yönündeki tespitlere katılarak tezkerenin uzatılmasını desteklediklerini belirtti, “Cenab-ı Allah güvenlik güçlerimizi muzaffer kılsın, ayaklarına taş değdirmesin.” diye konuştu.

“Ulusal güvenliğimize karşın risk ve tehditler devam ediyor”

Görüşmeler esnasında şahsı namına söz alan Avrupa Birliği Ahenk Komisyonu Başkanı ve AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar, Irak ve Suriye’de yaşanan gelişmeler ve devamlı çatışma ortamının Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından taşıdığı risk ve tehditlerin devam ettiğini söyledi.

Irak’ta PKK ve DAEŞ unsurlarının varlığını sürdürmesinin, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimlerin, bölgesel barışa, istikrara ve Türkiye’nin güvenliğine ilk elden korkutma oluşturduğuna göze çarpan eden Gülpınar, Fırat Kalkanı Harekatı’nın başarısı sonucunda sahada gerilemeye başlayan DAEŞ’ın Mart 2019 sonu itibarıyla Suriye’deki saha hakimiyetini tamamen yitirdiğini anlattı.

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları tamamen terörden arındırılan toplam 4 bin kilometrekarelik alana Türkiye’den 366 binin üzerinde Suriyeli mültecinin geri döndüğünü kaydeden Gülpınar, “Fırat’ın doğusunda icra edilen Barış Pınarı Harekatı ise 9 Ekim 2019’da başlamış, 12 Ekim’e dek süren laf konusu harekatta 605 meskun mahal ve 4 bin 219 kilometrekare bölge teftiş altına alınmıştır. Bölgede hayatın normalleşmesine yönelik etkinlikler başarıyla sürdürülmekte olup bu kapsamda 400 okul, 86 cami ve 7 kilise hizmete açılmış, hizmete giren devlet hastaneleri ve mobil sağlık durumu birimleri vasıtasıyla 130 binden artı Suriyeli muayene edilmiştir. Ayrıca, bölgede yer alan personelimiz ve halkın koronavirüs salgınından etkilenmemesi için zorunlu bütün önlemler de alınmaktadır. Bölgede kullanma suyu problemi olmayıp içme suyuna yönelik incelemeler devam etmektedir. Bölgenin yüzde 55’ine elektrik verilmektedir. Ülkemizin tüm bu gayretleri bir uçtan bir uca terör örgütü ve rejim baskısı sebebiyle topraklarını terk etmek zorunda kalan halk müziği yeniden evlerine dönmeye başlamıştır.” diye konuştu.

AK Parti’li Gülpınar, Bahar Kalkanı Harekatıyla ise 370 meskun mahal ve 3 bin 394 kilometrekarelik alanın kontrol altına alındığını da söyledi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise yerinden söz alarak, “Türkiye’nin söz konusu bölgede çetelerle meslek birliği yaptığını ve Kürtler’i yerinden ettiğini” öne sürdü.

Bunun üstüne AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Türkiye’nin bölgedeki terör örgütleri ve çetelerle savaştığını, oradaki halka yönelik bu nesil bir konuşma içerisine katiyen girmediğini ve girmeyeceğini vurguladı.

Konuşmaların ardındaki Genel Kurul’da yapılan oylamayla tezkerenin süresinin, 30 Ekim 2020 tarihinden itibaren bir yıl uzatılması kabul edildi.

(Bitti)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Seval Ocak Adıyaman

About admin

Check Also

- Fransa'da sokağa çıkma yasağının detayları açıklandı

– Fransa’da sokağa çıkma yasağının detayları açıklandı

– Fransa‘da sokağa çıkma yasağının detayları açıklandı PARİS – Fransa’da Başbakanı Jean Castex ve bakanlar …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *