Türk askerinin Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’ndeki görev süresi uzatıldı (1)

Birleşmiş Milletlerin (BM) Finansal ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde icra ettiği harekat ve misyonlar zarfında sınır, şümul, tedarik ve zamanı hükümetçe takdir ve saptama edilmek üzere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) yurt dışına gönderilmesinde hükümete bahşedilen izin süresini 31 Ekim 2020’den itibaren 1 yıl uzatan Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti tezkeresinde, BM göre Türkiye’ye, Mali ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde kurulan Fazla Boyutlu Entegre İstikrar Misyonlarına katılım davetinde bulunulduğu belirtildi.

Afrika’da bölgesel kararlılık ve barıştırma için korkutma yaratıcı insani ve siyasi krizlerin çözümüne askeri katkıda bulunulmasının, Türkiye’nin bölgede ve genellikle Afrika’da izlediği faal dış politikanın doğal uzantısını oluşturacağının değerlendirildiği vurgulanan tezkerede, 2 Ağustos 2016’dan itibaren bu katkının sağlanması için TBMM kararlarıyla gerekli izinlerin verildiği hatırlatıldı.

“Yanlış bir sistemi dürüst biçimde çalıştıramaz”

Tezkere görüşmelerinde İYİ Parti Grubu namına söz alan Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli, Anayasaya göre, silahlı kuvvetlerin yabancı ülkelere gönderilmesinde izin verme yetkisinin TBMM’de olduğunu anımsattı.

Tezkerede belirtildiği üzere; hudut, şümul, arz ve zamanın bir kişinin yetkisine bırakılmaması, bu hususların da Meclis kadar takdir ve tespit edilmesi gerektiğini öne süren Cinisli, “Sonuç itibarıyla, Meclisimizin ve milletimizin iradesini her kim olursa olsun bir kişiye teslim ediyoruz. Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, Allah korusun Cumhurbaşkanı rahatsızlansa, hizmet yapamaz duruma gelse, yerine vekalet edecek kişinin de milletimizin seçmediği, bilmediği, denetimsiz, atamayla gelmiş biri olacağını unutmayalım.” dedi.

Bu tezkere vasıtasıyla parlamenter sistemin önemini bir kez daha andırmak istediğini belirten Muhammet Naci Cinisli, “Her türlü kritik kararın hem istişare ederek hem de milletin fikirlerini de işin içine katarak parlamenter sistem içerisinde alınması gerekiyor. Partili cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı her kim olursa olsun hatalı bir sistemi doğru biçimde çalıştıramaz.” diye konuştu.

MHP Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir, Türklerin uzun yıllar baştan başa Afrika’da bulunduğunu, Yavuz Sultan Selim Han’ın Mısır seferinden itibaren Afrika kıtasının büyük bir kısmında var olduğunu anlattı.

Özdemir, bugün “soykırım” olarak nitelenen insanlık suçlarıyla Afrika kıtası ve iddiaya göre medeni fazla sayıdaki Avrupalı devlet beraber anılırken, Türklerin bugün dahi oralarda yüzyıllar önce yaptığı hizmetlerle anıldığını dile getirdi.

İsmail Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne mutlu ki bu insani yardımların bugün de devam ediyor oluşu, Türkiye vizyonunu Afrika’da öteki ülkelerden ayıran en kayda değer faktör olmaktadır. Dolayısıyla üstünde müzakerede bulunduğumuz tezkereler gibi Afrika’da barıştırma ve istikrara katkı sağlayacak uluslararası girişimlerdeki mevcudiyetimiz bizim açımızdan tarihe, bölge insanına ve gelecek vizyonumuza dair manâlı ve değerli bir yükümlülük olarak görülmelidir.

Gerek Kuzey Afrika, gerekse Güney Afrika’yla beraber kıtanın 2 yelken direği noktasında bulunan ülkelerle geliştirdiğimiz olumlu ilişkilerin kıta geneline yayılmasını sağlamamızın milli çıkarlarımıza da katkısı büyüktür. Ülkemizin sınırı aşan göçler ve terörle mücadele konularında sahip olduğu tecrübelere ilave olarak, Kovid-19 salgınında görüldüğü gibi afiyet hizmetleri alanında da var olan büyük potansiyelimizi Afrika’da bulunan ülkelerle paylaşmak insani sorumluluklarımızdan olduğu gibi ülkemizin potansiyelini de artıracaktır.”

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, “6-8 Ekim provokasyonlarının” hakiki nedenini çözümlemek, yapanları, niçin yaptıklarını ortaya dahil etmemek yerine “sorumluluk sahibi HDP” sloganıyla ucuz siyasetin seçildiğini öne sürdü.

Bunun, bir sonraki seçime parti olarak girmeye hazırlanan HDP’yi baraj aşağı bırakmak amacıyla yapıldığını ileri süren Oluç, “O gün kim bu sabotajı yaptıysa, kim bu provokasyonların arkasında durduysa, işte bugün HDP’yi demokratik siyasetten tasfiye etmeye çalışanlar, bize karşı intikam operasyonu sürdürenler, arkadaşlarımızı hukuksuz yere cezaevinde tutanlar, gözaltına alıp tutuklayanlar, kayyumları atayanlar benzer zihniyetin devamıdır.” görüşünü savundu.

“Sütten çıkmış ak kaşık gibi…”

Sataşmadan dolayı laf alan AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, “Sayın konuşmacı böylece bir tablo çizdi ki sütten çıkmış ak kaşık gibi, hiç bu olaylarla alakaları yok; onlar yasal, hukuk içerisinde kalmak kaydıyla Türkiye’nin geleceği ve bekası için hareket etmişler. Elhak, bunu dinleyen bunu anlıyor. Devlet suçlu, o olayları bastırmaya çalışan millet görevlileri suçlu, şehit olan polisler suçlu lakin bir tek suçsuz var, bu olayları körükleyen, bu olayları organize eden HDP suçsuz. IŞİD veya DAEŞ laboratuvarda üretilmiş bir terör örgütü. Bunun amacı, oradaki insanları ürkütmek, Suriye’nin bir bölgesini, oraları tahliye etmek ve buraları PKK’ya bırakmaktı. Bu amaçla kuruldu.” şeklinde konuştu.

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya’nın “IŞİD’i mi savunuyorsunuz?” diye laf atmasına Muş, “IŞİD’in Allah belasını versin, PKK’nın da onu destekleyenlerin de. Anladınız mı?” karşılığını verdi.

DEAŞ’a aleyhinde da en büyük darbeyi vuranın Türkiye olduğunu dile getiren Mehmet Muş, şunları kaydetti:

“Bir bakıyorsunuz oysa bu acımasız, bu katil terör örgütü DAEŞ’i yeniyor, onun boşalttığı yerlere bu yerleşiyor, Rakka’ya değin, Fırat’ın doğusundaki bölgeye olduğu gibi PKK yerleşiyor. Bu da bir terör örgütü. DAEŞ, Kobani’ye saldırdığı vakit, oradaki insanları katletmeye çalıştığı süre o insanlara bağrını, yüreğini açan kim? Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Şu Anda bunlar terör örgütlerinden çok rahatsızlar ya Münbiç’te yüzde 95 Araplar yaşıyor, PKK orayı zaptetti, oradan çıkmıyor, peki aynı hassasiyeti gösteriyor musunuz? Göstermiyorsunuz. Peki Türkiye’nin o hat her tarafında, Fırat’ın doğusundan bizim sınırımızın bittiği Şırnak’a dek olan hat baştan başa Türkmenler, Araplar, Kürtler yaşıyordu, o insanları yerlerinden etti, orada şu an PKK var, peki niye ondan hastalık duymuyorsunuz? Bu PKK’nın ideolojisini savunan, onlarla karşılıklı benzer güdüm hareket eden HDP sesini çıkartmıyor.”

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Türkiye’nin o bölgede yaşamış Kürtlere düşmanlık yapmaması gerektiğini belirterek, “Türkiye’nin yapması gereken, dostluk içinde Kürt halkıyla, Türk halkıyla, bütün halklarla beraber barış içinde bir yaşam kurabilmenin imkanlarını yaratmaktır. Biz bunun için çaba ediyoruz ve bunun için ter döküyoruz.” dedi.

(Sürecek)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Ahmet Alp Özden

About admin

Check Also

- Fransa'da sokağa çıkma yasağının detayları açıklandı

– Fransa’da sokağa çıkma yasağının detayları açıklandı

– Fransa‘da sokağa çıkma yasağının detayları açıklandı PARİS – Fransa’da Başbakanı Jean Castex ve bakanlar …

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *